Ana Sayfaya Dön

Yanlış hayat doğru yaşanmaz

Arzu Nilay Kocasu / diziler, glitch

Aklı başında bir insanın hayata karşı tutumu, birbirini takip eden iki temel arzuyla şekillenir: hayatı sonlandırma ve ardından onu sonsuza kadar sürdürme arzusu. Eğer yeterince makul biriyseniz, en azından bir kere, varlığınıza ve dolayısıyla ıstırabınıza son verme isteğiyle dolup taşmanız –ancak bu isteği yerine getirmemeniz– icap eder. Ve gerçekten makul biriyseniz, kaçınılmaz olarak, elinizdekinin sonsuza dek sürmesini dileyerek geçirirsiniz kalan günlerinizi.

Mezarlarından dirilen bir grup insanın kendilerini hayata döndüren gücün ardındaki gizemi ve yitirdikleri geçmişlerini aradıkları Avustralya dizisi Glitch, işte tam olarak, bunların hiçbirinden bahsetmiyor. Peki ya neden mi bahsediyor dersiniz; durumu bir iki sürprizbozanla özetleyeyim.

Ve ölüler dirilir

Avustralya'nın Yoorana isimli küçük bir kasabasında polis olarak çalışan ve doğruyu söylemek gerekirse üst dudağı olmayan James'in bir gece vakti telefonu çalar: Altı "ölü" mezarından çıkmıştır.

glitch-04James ve alt dudağı

Yeni doğmuş birer bebek misali tedirgin ve korkak bu insanları bir baba şefkatiyle toplayan Dudaksız James onları hayli sıkıcı bir insana benzeyen doktor ekürisi Gudubet Elishia ile birlikte sağlık ocağına götürür. Kimi iki kimiyse yüz yıl önce dirilmiş bu insanlar topraktan adeta kaymak gibi çıkmışlardır ve yapılan ilk testlere göre son derece sağlıklıdırlar... ancak belirli bir coğrafi sınırı aşarlarsa toza dönüşüp bir kere daha Hakk'ın rahmetine kavuşmaktadırlar. Durum bu denli kritik ve gizemli olunca, Gudubet Elishia ve Dudaksız James, sorularına cevap bulana kadar bu altı kişiyi güvenli bir yere saklamaya karar verirler.

Müge Anlı usulü bir dram

İzleyenler hatırlayacaklardır, bir zamanlar hayata gözlerini yummuş bir grup insanın kendi ölümlerinden bihaber dirilip kasabalarına geri dönmeleriyle başlayan birtakım şaibeli olayları anlatan Les Revenants isimli çok güzel bir dizi vardı. The Returned adıyla ABD versiyonunun da çekildiği ve yanılmıyorsam hikâyesi nihayete kavuşturulmayan Les Revenants esaslı bir diziydi ve konusu itibarıyla Glitch ile epey benzerlik gösteriyordu. Ancak mevzuya hızlı giren Glitch, Les Revenants/The Returned'den farklı olarak, daha ilk virajda vitesi fazla küçültüp arabayı istop ettiriyor. Nedenini, hikâyeyi özetleyerek açıklayayım.

les-revenantsSen ne acayip diziydin Revenants

Neden ve nasıl dirildiklerine dair en ufak bir bilgileri dahi olmayan şaşkın Yoorana'lıların geçmişleri de bir o kadar karanlıktır. Hatıralarını, dizide açıklandığı üzere "tersine Alzheimer" usulüyle, zamanla yeniden kazanan bu insanların arasında bir kadın vardır ki, o, kendisini hemen hatırlayamasa da Dudaksız James onu hemen (tam olarak söylemek gerekirse kadın yıkanıp ölü toprağını üzerinden attıktan sonra) tanır: Bu kadın, James'in iki yıl önce meme kanseri nedeniyle hayatını yitiren karısı Kate'dir.

Ölümünü hâlâ atlamadığı büyük aşkı Kate'i yeniden karşısında gören James allak bullak bir halde evine gider. Orada kendisini Kate'in en iyi arkadaşı Sarah beklemektedir çünkü Sarah James'in eşi ve doğacak çocuğunun anasıdır. E ne demiş üstad; zaten aşklar hep yalan dolan.

glitch-03Kahpe

İşin aslı, James ile Sarah, Kate'in ölümünden kısa bir süre sonra –yaşadıkları kaybın kahrıyla elbette– sevişmiş ve Sarah hamile kaldıktan sonra da evlenmişlerdir. Tahmin etmek çok zor değil; Kate bu durumu James'ten değil kendi kendine tesadüfen öğrenir ve müthiş sinirlenerek James'e dev posta koyar. James ise durumu bolca ağlayarak ve bir gece vakti Sarah'a "Ben bir devriyeye çıkayım bakalım asayiş berkemal mi” dedikten sonra gidip Kate ile sevişerek göğüsler.

Sarah'a gelince o, Yoorana'nın en büyük kahpesi olduğundan, Kate ile James'in seviştiğini öğrenince gidip kocasının ağzına sıçmak yerine daha iki gün önce mezarından kalkmış gariban kadını "Evime hırsız girmiş galiba ya bir bakar mısınız lütfen" diyerek polise ihbar eder.

glitch-01Dev müzakere: James'i kim alacak?

Kate & James & Sarah üçlüsü arasında nükseden bu gerilim, bir bilimkurgu dizisi için dozu biraz fazla kaçan dramanın da belkemiğini oluşturuyor aslında. İlk bölümünde "Bu insanlar arasında nasıl bir bağ var" diye düşünen siz, ilk sezonun sonuna doğru "Kate belki ölmüş olabilir ama Sarah da kadının kırkı çıkmadan adama vermiş" diye çay demlerken buluyorsunuz kendinizi. Böyle bilimkurgu yerin dibine batsın.

Biraz da bilim konuşalım

Dudaksız James üzerinde kimin daha çok hak sahibi olduğu tartışmaları, Birinci Dünya Savaşı'nda ölen Charlie'nin neden öldüğünü hatırlama çabası (kafasına sıkmış), 1980'lerde cinayete kurban giden Kirstie'nin katiliyle yüzleşmesi falan derken lodos gibi kafa ağrıtan onca dramın arasına serpiştirilen bilimkurgu kırıntıları ise izleyeni tatmin etmekten uzak.

Kök hücreden orijinal insan yaratan ve bunu DJ mikseri ve konser ışıklarıyla yapan Glitch doktorlarının gizemini çözmeye ne kadar çalışırsanız çalışın; "Bakın bakın o gece aklımıza kim düştüyse o dirilmiş ya inanılmaz bi'şey değil mi cidden" seviyesindeki sikko bilimsellik dizideki esas olayın özüne dair herhangi bir varsayımda bulunmanızı imkânsız kılıyor maalesef.

glitch-02Konser öncesi son hazırlıklar

Her biri altı bölümden iki sezon; toplam on iki bölümde dizideki tüm dram üç aşağı beş yukarı çözülüyor. Bilimkurgu ayağındaysa durum biraz farklı. Diziyi elinizde cevaplanmamış sorular ve finalle birlikte o sorulara eklenmiş yeni sorular eşliğinde bitiriyorsunuz.

Bu insanlar neden ve nasıl dirildiler? Nasıl oluyor da bazıları kendisi olarak diriliyor da diğerleri içlerine bir başkası kaçmış gibi davranıyor? Bilim adamları hikâyenin iyi mı yoksa kötü adamları mı? William'ın öttürdüğü düdük neyin düdüğü?.. Bu ve bunun gibi öyle çok soru var ki cevaplanmayan...

Biraz şey bir dizi

Bir diziyi izlenilebilir kılan nedir? Örneğin Lost, sürükleyici kurgusu ve berbat finaliyle izlenmeyi hak eden bir dizi midir? Veya bir dizinin, tüm gizemini apar topar son bölümde çözerek izleyicisini bir saatte beyin şokuna uğratması onun önceki on bir bölümü boş geçmesini affedilir kılar mı?

Bir diziyi izlenir kılan, onu izleyen kişinin beğenisi ve izlediği diziden beklentisidir elbette. Bu bağlamda Glitch de pek çokları tarafından beğenilme ihtimali olan bir dizi muhtemelen. Ancak şu ana kadar yazarken en çok zorlandığım, sevdiğimi zannettiğim halde az önce aslında pek de sevmediğime ikna olduğum yapım da yine Glitch sanırım. (Gerçi siz bunu zaten son ara başlığımdan anlamıştınız.) Sağa sola cümle niyetine sonradan yazılmak üzere çarpılar koya koya ilerliyorum yazıda. Sınav kağıdı dolsun da en azından DD gelsin diye gelişine kolpalayan bir öğrenci gibiyim şu anda, buraya kadar okuduysanız hakkınızı helal edin olur mu?

Kabarmayan bir kek misali

Velhasıl Glitch izlerken ve izledikten sonra farklı duygular uyandıran bir dizi. Bu bir başarı mı, tartışılır. Bana soracak olursanız, size Glitch'in vadettiğini veremediğini söylerdim. Çok daha büyük beyin fırtınaları yaşatacakmış gibi başlayıp izleyeni "Vaay demek Charlie eşcinselmiş ha demek ondan o kızı dudaktan öpmedi" türünden şaşkınlıklarla yetinmek zorunda bırakıyor çünkü.

Hakkını yemeyeyim Elishia'nın ölü olduğunu şahsen tahmin etmemiştim ve Kirstie'nin boş yere 18 yıl hapis yatan sevgilisinin müthiş performansının hikâyeye garip bir derinlik kattığına inanıyorum ancak bunlar, elbette, Glitch'in konusuna sahip bir dizi için yeterli değil.

Glitch ve ben -temsilî

Glitch söz konusu olduğunda, fırından erken çıkardığı kekiyle birlikte umutları da sönüp dağılan bir ustayım. Glitch benim kekim ve ben onun henüz pişmediğini aslında hissetmiştim. Tabii siz yine de bir şans verin, benim sözüme güven olmaz.

We are the Arzu. Lower your shields and surrender your ships. We will add your biological and technological distinctiveness to our own. Your culture will adapt to service us. Resistance is futile.

Sonraki Makale

Keki hem yiyip hem de ondan bomba yapan bir adam