Kalem kırıldı, perde kapandı

Disclaimer gündemden düşeli biraz oldu. Eleştiriler yapıldı, teoriler paylaşıldı. Öte yandan dizinin en karanlık sahnesi, sessizlik sisinin ardında gizlenmeyi sürdürüyor.

Yazan: Arzu Nilay Kocasu 3 dk okuma
Kalem kırıldı, perde kapandı

Alfonso Cuarón'un Disclaimer’ı 2024’ün en konuşulan dizilerinden biri miydi bilmiyorum. Popüler kültürü el kol yordamıyla takip ettiğim için bazı büyük gelişmelerden geç haberim oluyor. Nitekim Cate Blanchett'inden Kevin Kline'ına akıp giden bir oyuncu kadrosunu Alfonso Cuarón ve Emmanuel Lubezki ile bir araya getiren bu dizinin dijital ayakizi epey büyük. Dünyadan haberimiz yok yeminle.

Benim dışımda tüm insanlığın bu diziyi daha önceden izlemiş olduğu varsayımıyla, âdettendir diyerek ufak bir özetle başlayalım: Ödüllü belgeselci Catherine Ravenscraft ve sivil toplum kuruluşlarıyla çalışan iş insanı kocası Robert Ravenscraft sorunlu evlatları Nicholas ve yemek masasından inmeyen kedileriyle müthiş zengin ve entelektüel bir hayat sürmektedirler. Günün birinde, Catherine'e göklerden bir kitap gelir. 20 yıl önce yaşanmış ve gün yüzüne çıkmamış bir sırrı konu alan kitap Catherine'in hayatına kabus gibi çöker.

Hakikatin iki yüzü

Dizinin izleyiciye anlattığı iki ayrı hikâye var, malum. Bunların ilkinde, evliliğinde haz bulamayan genç anne Catherine kendisinden hayli küçük yaştaki Jonathan'ı ayartıyor. Duygularıyla oynanan genç adam, o dönem beş yaşında olan Nicholas'ı kurtarmaya çalışırken yaşamını yitiriyor. İkinci hikâyedeyse Jonathan karakteri sadist bir psikopat. Catherine'in otel odasına girip gece boyunca kadına tecavüz ediyor ve ertesi sabah Nicholas'ı kurtarmaya çalışırken ölüyor. İlk hikâyeyi Jonathan'ın annesi, ikincisiniyse Catherine'in bizzat kendisi anlatıyor.

İki hikâyede de kabul edilen tek bir şey var: Jonathan'ın Nicholas'ı kurtarmaya çalışırken ölmesi ve Catherine'in Jonathan’ın ölümüne göz yumması. Elbette Catherine'in sessizliği ilk senaryoda affedilemez bir kayıtsızlık olarak görülürken ikincisinde makul bir tepkisizlik addediliyor. Öte yandan iki hikâyede de epey bir gariplik, tutarsızlık ve saçmalık var. Dolayısıyla ortada kimsenin bahsetmediği üçüncü bir hikâye de olabilir. İşin aslını bilen tek kişi halihazırda Catherine gibi gözükse de bir görgü tanığı daha var: Nicholas. Heyhat, yaşananları hatırlamıyor (veya hatırlamak istemiyordur belki, bilinmez).

Üçüncü ihtimalin gölgesi

Catherine'in tepkilerinin ya da tepkisizliğinin genelgeçer beklentilere uymaması onu suçlu ya da suçsuz kılamaz, kılmamalı. Yine de iki anlatının da kendi içinde zorlama dönüm noktaları var. Bu yüzden üçüncü bir ihtimal, iki uç anlatının ortasında değil, ikisinin de dışında bir yerde duruyor olabilir.

Belki de Jonathan ne kurban anlatısındaki kadar masum ne de diğerindeki kadar şeytaniydi; Catherine ile aralarında karşılıklı ama dengesiz, sınırları bulanık bir yakınlaşma vardı ve o gece işler kontrolden çıktı. Nicholas'ın varlığıysa bu hikâyeyi geri dönülmez kılan tek sabit: Belki de Catherine'in asıl "suçu" birinin ölümüne göz yummaktan ziyade çocuğunun tanık olduğu bu gri, adı konulamayan durumu örtbas etmeyi seçmesiydi. Bu durumda hatırlamayan ya da hatırlamak istemeyen Nicholas, sadece bir boşluk değil, hikâyenin bilerek susturulmuş tek tanığına dönüşüyor.

Biçim meselesi

Lubezki Los Angeles Times'a verdiği bir söyleşide Cuarón'un Disclaimer'a yekpare bir iş gözüyle baktığını söylüyor. 300'ü aşkın sayfadan oluşan bir senaryo, tüm bölümler -bölüm tabirini kategorik olarak reddeden- yönetmen tarafından bizzat yönetilmiş. Dolayısıyla Cuarón'un dünyasında bu yapımın bir mini dizi değil çok uzun bir film olduğunu söylemek mümkün. Cuarón iyidir hoştur da bu şovlar kime ya? Yani öyle ya da böyle bir dizi çekmişsin. Bu dizinin görsel dünyasına, renklerine, kurgusuna özenmişsin. Ortaya unutulmaz bir iş çıkarmak istemişsin. Ama bunun bir "dizi" olduğunu reddettiğin anda beni kaybediyorsun Cuarón… Çünkü anlatının haftalara yayılan doğasını inkâr ettiğin anda, o yapının sunduğu ritim, bekleyiş ve bölüm sonu gerilimi gibi imkânları da küçümsemiş oluyorsun. Böyle olduğunda da yapıma gösterdiğin tüm ihtimam gözümde değerini yitiriyor. "Herhalde paraya sıkıştı" diye düşünüyorum. Oysa çok iyi bir yönetmen çok iyi bir dizi de yapabilir. David Lynch'in Twin Peaks'i gibi mesela. Lars von Trier'in Kingdom'ı gibi.

Öte yandan alenen iyi bir yönetmen dümdüz bir dizi de yapabilir. Disclaimer bence dümdüz bir dizi ama izletti. Benim hayatımdaki görevini yerine getirdi diyebilirim. Kendilerini çoğunluktan ayrı gören kimselerin dümdüz işler yapmak, dümdüz zevklere sahip olmak, dümdüz aktivitelere vakit ayırmak gibi konulardaki kasti çekinceleri bana çok itici geliyor. Sanki müstesnalığın temelinde herkes ile aynı zevki paylaşmamak yatıyormuş gibi; sanki entelektüalite ve gusto, yalnızca ortalamadan uzaklaşınca meşruiyet kazanıyormuş gibi sakat bir kabulleniş var bu düşüncede. Kendi dizisine "bu bir dizidir" demeyen Cuarón'u esefle kınıyorum.

Yine de Disclaimer'a dair tüylerimi ürperten en çarpıcı detay Cuarón'un yüksek standartları, senaryonun karanlık köşeleri, hakikatin her iki versiyonunun da çok büyük ölçüde barındırdığı abukluklar… değil. Bence Disclaimer'daki en korkunç şey Robert’ın çiçek gibi Blackwing'i tek hamlede ortadan ikiye ayırmasıdır. Sözümona insanlar için çalışıp insanlardan azade bir hayat yaşayan bu adamın -içinde sadece iki kişinin olduğu- otobüste "ulan resmen halk ile iç içeyim" diyerek yolculuk ettikten hemen sonra bir de Blackwing'i hunharca kırdığını görmek travmatik bir deneyimdi.

Üstad Cuarón yine duygularımızı şahlandırmayı başardı diyebilir miyiz?